bir şizofren de gezebilir.... |
|
bir şizofren de gezebilir.... - (11.1.2007) |
bir şizofrenin gözünden bir şizofren yazamıyorum bir türlü
oturup serkanı veya handeyi anlatamam. yanlızca ve yanlızca bana ait
olan olayları hiç anlatamam çok çıplak hissederim kendimi.
düşünüyorum, düşünüyorum o kadar çok düşünüyorum ki
bir sürü kurguda bir sürü başrol veriyorum kendime.yardımcı rolleri
beğenmiyorum nedense.hoşuma gitmiyor.bir şeyler yapmalıyım bir
şeyler yazmalıyım..serkan herzamanki gibi kendi kendine şehirler arası yolculuklar yapıyor.
sancılı bir gece onun için hem de çok sancılı .Elimdeki ne?
diyor birden bana susmuş dinliyorum onu.okuyomusun yazıyı diyor.
aklımdan kocaman trenler geçiyor.içindeki insanlar bana el sallıyorlar
benden kurtulduklarına o kadar seviniyorlar ki....ama o trenin geçişi
beynimin canını çok yakıyor ..."aşkı soğuk ikram ediniz"
yazıyormuş elindeki bira şişesinin üzerinde.kaç bedendir içiyor bilmiyorum
şişenin içinden bir kadın gülümsüyor bize donmuş dudaklarıyla.
başım dönüyor boğulacak gibi oluyorum onu öperken diyor birden.Serkan için
onu unutturacak kadar zaman geçiyor aslında ama o hala
kimsenin ölmediği cinayetler işliyor,geceleri uyuyamıyor
bedene hapsolmuş çığlık atan aşkların sesi yüzünden...
onun yanında değilim aslında tohumları sevgi olan narçiçekleri
ekiyorum ekvatorun tam göbeğine,meridyenler bölüyor beynimi...
hande geliyor sonra ..kendi hayatlarımız nerede başlıyor nerede bitecek
biliyoruz ama handeyi bilmiyoruz.ona dikkatle bakıyorum
anlamak için ... gördüm diye haykırıyorum birden. serkan korkuyor
sesimden bira şişesi sandığı mürekkep şişesini deviriyor..beceriksiz herif diyorum
ona..içinden oluk oluk iyiniyet akıyor ..gördün mü nasıl
temizleyeceğiz şimdi ruhumuzu bu pislikten diye soruyorum.cevap gelmiyor
hande bana bakıyor bakışları sabit. ona dönüyorum ince narin burnunun ucundan kayan yıldızı
anlatıyorum ona hayatın diyorum hayatın tam burada başlıyor bak.
irkiliyor birden boşlukta birşey arar gibi bakınıyor sağa sola
eliyle saçlarının arasından birşey alıyormuş gibi
başını yokluyor. sonra çok ünlü bir sonatı okuyacakmış gibi
genzini temizliyor ve kurtuluyor boğazındaki gıcıktan ve hayatından.
düğmelerini sökerek iki yana açıyor gömleğini.göğüslerinin
arasındaki sanki hep orada yaşıyormuş,canlıymış ve ışıktan rahatsız
olmuş gibi bana bakan örümcek dövmesini görüyorum.şaşırıyorum hem de çok
neden yapıyosun bunu diyorum ona. hayatım burada başlıyor diyor.çok kızıyor o yıldıza.
cem mumcuydu galiba onu anımsıyorum
"yüksek bir binanın çatısından kollarını iki yana açarak attı kendini
aşşağıya.cesedinden arta kalan tek şey mavi tulumunun ön cebindeki
nottu "pervaneme kuş girdi çıkartamadım"
bir türlü evet bir türlü yazamıyorum.evet belki çok güzel şeyler
yazabilirim.ama olmuyor işte hem zaten vaktim de kalmadı
şu anda masamın etrafında çöp adamlar var.sırasıyla masamın
üzerindeki eşyaları topluyorlar.öğüteceklermiş.bu defteri de
istediler ama ben vermedim.ayrılmaz parçam dedim beni de öğütün
dedim.kabul ettiler anlaştık.şimdi karar veremiyorum
kaçsam mı? öğütülsem mi? bakışlarım o yüzden böyle...
20.aralık.2006 geceyarısının diğer yarısı...