gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


not ekle
fotoğraf ekle
aktivite ekle
yazı ekle
foruma yaz



Çektirmem kocam boşar….Çekme kocam kızar...

Çektirmem kocam boşar….Çekme kocam kızar... - (4.4.2006)

dışarıda mekanın birindeyiz…İçilen sigaranın haddi hesabı yok içinde bulunduğumuz mekanda… içerideki yoğun sigara dumanı üzerimize çökmüş bir hayli… o dumanla birlikte biz de hayatın içine çökmüşüz…kesif bir koku ve kasvet kaplamış üzerimizi… herkesin bir derdi bir kederi var içinde belli..mamafih biliyorum ki benim yaşadıkları bu krizi yorumlamam dertlerine meze olmayacak… 5 yıldızlı tatil köylerinde milletin kanını kaynatan şarkıların hepsi bizim kanımızda donuyor…serviste aksamalar olsa da kimse oturduğu koltuktan kıpırdamıyor…kimsenin de umurunda değil zaten…kimi gam yüklü,kimi bunalımın dibine vurmuş,kimi yorgunluktan neredeyse iki sandalyeyi birleştirip uyuyacak, kiminin aklında binbir soru işareti…ne yapacağımızı bilemiyoruz…zaten bu koşullar altında bilmemiz de gerekmiyor,bilmesek de olura takmışız kafamızı… biraz hareketleniyor gibi oluyor ortam daha sonra…

sözcükler ağır aksak ilerliyor…

Havalar güzelleşti değil mi? sorusuyla başlayan, “hafta sonu bir yerlere gitsek yaâ€? ile gelişen, “ne zamandır fotoğraf çekmiyoruzâ€? la can çekişen “oylat'a gitmek iyi fikirâ€?le hararetlenen tartışma gölyazı' da son buluyor…işin tuhaf yanı ertesi gün buluşma yerine gelen herkes oylat'a gitmek üzere yola çıkmış bireyler…mamafih yol bizi bir göl köyüne götürüyor..adı “gölyazıâ€?

Yol keyifli fazla viraj yok ve fazla kötü de değil…7 kişilik bir grubuz …dün geceden kimsede eser kalmamış belli…7 kişilik keyifli bir grup olmuşuz…herkes unutmak istemiş belli…

İçindeki muamele ile tezat renkte bir belediye binası,fincanları artık boşalmış köy kahveleri, köyün iki yakasını bir araya getiren köprü, iki yakasını bir araya getiremeyen köylüler, her kuşa,her çiçeğe,her börtü böceğe iğreti bir hevesle biraz da gıpta ile bakan tüketmeye meyilli şehirli gençler,bağ bahçe bozumu sebze ve meyve sandıklarının içleri dolu ;mideleri boş insanlara kucak açmış, yazgısına çoktan boyun eğmiş üzerine yazıp çizebileceğiniz gerekirse silebileceğiniz ama ne yaparsanız yapın hafızasında her şeyi tutacak dümdüz bir göl (gölyazı adı buradan mı geliyor acaba), inişli çıkışlı yollar, duvarları eski ve yıpranmış kerpiçten, kapı ve pencereleri ona inat rengarenk içleri kara evler yığını, her yokuşun sonu yine aynı göle maya çalmış,bir dinginlik bir sessizlik hakim…

1.vak'a

artık karaya hatta asfalta çekilmiş eski bir kayığın kıç tarafında yerde otururken gördüm onu…bacaklarını uzatmış ama öyle usturuplucana… taaa ayak baş parmağına bir ip takmış ip vucuduna kadar örümcek ağı gibi onu sarmış ,ilerliyor ve kollarına kadar geliyor ;ağ örüyor …elinde ilginç bir alet , iple kendine bi delik açıyor aleti içinden geçiriyor düğüm atıyor sonra çekiştiriyor..sonra tekrar …sonra tekrar..sonra tekrar…ama bunu o kadar umarsızca yapıyor ki sanki o asfalt üzerinde doğmuş,sanki elinde o büyük çengelliiğne doğuşundan beri varmış,sanki o hayatta sadece ağ örmeliymiş, ama kadınmışâ€¦şairim geliyor ona bakınca hemen aklıma “yüreğinde bir tufanın negatifleriâ€? ….yankılanıyor aynı mısra defalarca defalarca…susmayacak gibi…gözleri dalgın ,bakışları ezbere … usulca yaklaşıyorum yanına “kolay gelsin teyzem “ diyorum.. “sağolâ€? diyor “senin fotoğrafını çekebilir miyim?â€? diye soruyorum . birden toparlanıyor aklına bir şey gelmiş gibi duraksıyor “sakın çekme!!!â€? “ aa aa neden yaaa?â€? diyorum şımarık çocuklar gibi “çektirmem!!!sakın çekme gızıııımmmm kocam boşar beni sonraâ€? diyor.â€? O zaman sadece ellerini çekeyim olur mu?â€? diyorum uslanmayacağı her halinden belli şımarık çocuklar gibi... “e hadi bakalımâ€? diyor.diyor ama bunu demesiyle birlikte derin bir “ ahhhh …çekiyor..sen bilmesin gızııımmm o ne fenadıırrrâ€? . aklımdaki ses yanılmamış “yüreğinde bir tufanın negatifleri ölümden gelmiş, kollarıma yakışmış bırakmam kimselereâ€?

2.vak'a

yürüyoruz…dik bir yokuşun başındayız henüz…yürüyoruz dakikalar geçiyor, yürüyoruz bizden habersiz birileri doğuyor, yürüyoruz bizden habersiz birileri kavgalar ediyor, yürüyoruz bizden habersiz birileri aşık oluyor, yürüyoruz bizden habersiz birileri kimbilir neler yapıyor..ellerimizde makinalarımız o anın tadını sonuna kadar çıkarma meyillisiyiz…yokuşu yarılıyoruz bir grup kadın kapı önünde oturmuş . aralarında geçen konuşma herneyse epey hararetli …sarı bir oğlan çocuğu koşturuyor ortalığa salınmışâ€¦yaklaştıkça kadınlara fark ediyoruz ki aralarında en az birer kuşak yaş farkı var ortalıktaki ufaklık da muhakakk ki içlerinden birisinin torunu…bunu resmetmeli diyorum kendi kendime öncelikle ufaklığı alıyorum kadraja tam parmağım deklanşöre yükleniyor ki bir ses “duuuuurrr!!! Sakın çekmeeee!!!â€? “aa neden diyorum?â€? “çocuğun annesine sorâ€? diyor bir kadın ordan…güleç yüzlü, utangaç kalpli bir kızcağız pencereden uzatıyor boynunu …yanakları al al… “sakın çekme, eşim kızarâ€? diyor…çaresiz uzaklaşıyorum yokuşun diğer yarısına doğru…aklımda binbir soru işareti….

3.vak'a

yine bir kadın yine benzer bir hikaye. aynı sorulara aldığım aynı cevaplar beni yormuyor henüz…sadece kendime bak biri çıktı ispatı yapmaya kalkıyorum yüzsüzce…çok geçmeden tekrarlanıyor aynı sahne “sakın çekme kızım kocam boşar beniâ€? …
“siz biraz önce ağ ören teyzemisiniz acaba?â€? diyorum …â€?hangi teyzeâ€? diye anlamsız bakışlar eşliğinde duyuyorum solgun kırılgan sesini …yüzüme bir tokat gibi patlıyor farklı kişilerde aynı olayın tezahür ettiği “hiiiççç…â€? diyebiliyorum sadece… “hiçâ€? koca bir hiçç!!! Hiçlikten anlam çıkar mı diye çırpınmak istiyorum “teyze hepinizin mi kocası boşuyor sizi buna neden ne?â€? diyorum “buranın erkekleri fenadır kızım bilmezsinâ€? son cümlesi oluyor…sanki bilmem bişeyi değiştirecekmiş gibi yaşadığımız olayın sonuçlarını…

artık vak'aları sıralamaktan sıkıldım… bunun gibi bir sürü vak'a oyuncular farklı sahne aynı…

her yokuşun bir inişi, her gecenin bir gündüzü olurmuş ya hani biz şimdi o inişteyiz…yine göl ayaklarımızın altında…tanıdık ama yeni birinin dediği geliyor aklıma gölü sessizce izlerken “gece olduğunda o göl okyanus oluyorâ€?…..
“olur mu acaba?â€? diye içimdeki sese soruyorum… “görmek istediğini görür, duymak istediğini duyarsın; insan isteyince her şey olurâ€? diyor bana….. “yeni bir gezi istiyorumâ€?…sonra içimle beraber gülüşüyoruz…batmaya çalışan güneşin kızıllığı bize söz veriyor… birden tüm o kadınları unuttuğumu ayrımsıyorum içim eziliyor…birden bu köyün erkeklerini yetiştirenlerin yine kadınlar olduğunu fark ediyorum içim daralıyor…güneş batıyor…


(*) oylat : bursa İnegöl tarafında bir kasaba
(*) gölyazı: bursa İzmir tarafında göl köyü