gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


not ekle
fotoğraf ekle
aktivite ekle
yazı ekle
foruma yaz



yaş 15 ime mektup...

yaş 15 ime mektup... - (1.12.2006)

Merhaba dost,
Sana dost diyorum çünkü ben geleceğinden sesleniyorum sana…sen ilk baharını yaşıyorsun ben ise yeni başlayan bir sonbaharı..biliyorum ki sen yaza gireceksin ben ise soğuk karanlık bir kışa…
sebebini henüz sen de bilmiyorsun ama beni sevmiyorsun , benimle anlaşamıyorsun…sana dost diye hitap etmemi nasıl karşıladığının farkındayım..ama inan bana ileride sen de bana dost diyeceksin ve hatta tek dostun olacağım senin..kimsenin seni anlamadığı bir döneme girdin..en yakınındaki ikizinle bile aranızda derin uçurumlar var…önce kötü haberleri vererek başlıyorum mektubuma…şu an hayallerini kurduğun genetik mühendisliğine ulaşamayacaksın buna emin ol. Öyle bir şekilde dizmişsin ki domino taşlarını , birisi bir dokunacak ve hepsi birbirini devirdiğinde gördüğün tablo hiç hoşuna gitmeyecek…çünkü kendi ellerinle kocaman harflerle mutsuzluk yazmışsın o taşlarla….hani hep merak ettiğin o aşk var ya işte o aşkın kapını çalmasına daha çok yıllar var buna emin ol . her sabah ekmek almaya giden karşı apartmandaki sarı pijamalı sarışın çocuğu görmek için hiç gereği yokken sabahın 7 sinde kalkıyorsun biliyorum ama inan bana hissettiğin aşk değil. Hatta pazartesi sabahı kalktın ve ona geç kaldığını fark ettin ya işte o an hissettiğin acı da aşk acısı değil. Aşkın da acının da en kralını yaşayacaksın ama biraz sabırlı olmanda fayda var. şu an okulundaki teneffüs saatlerinde aynanın karşısında en yakın arkadaşınla yanaklarını sıkıp kızartıyor ve suyla kirpiklerini kıvırıyorsun hani sözüm ona makyaj yapıp güzelleşiyorsun biliyorum.işte bu tatlı telaşı sonuna kadar yaşama lüksünü elinde tutuyorsun ileride göreceksin bunlara hiç gerek olmadığını. Bazen içten bir gülüşün yanaklarını ne kadar güzelleştirdiğini ve sen ne yaparsan yap kirpiklerini olduğundan farklı gösteremeyeceğini….
üniversiteye girmek senin için hiç zor olmayacak ama ne yalan söyliyeyim bitirmek için sarfettiğin çaba çok gereksiz..inan bana fark edeceksin ki en güzel ve en rahat meslek öğrencilik…maaşı az patronu çok bir yaşama adım attığında bunu fark etmek seni hayli yoracak… yorgunlukların bununla da kalmayacak bunu da peşinen söyliyeyim..bazen yaşam adı verilen bu yükü omuzlarında bir iki adım daha taşıyamayacak kadar yorgun hissedeceksin kendini…neyse ki bu yükü taşımana yardımcı olacak annen ve baban hep yanında yani diyeceğim o ki sakın merak etme evinde yemek masasının üzerindeki tabağın hep duracak..sen o tabağı alıp başka bir eve götürene kadar yerin hep hazır…hayallerini uçsuz bucaksız sonu olmayan yerlere dayandırıyorsun ya bunu yapmaktan vazgeç demeyeceğim çünkü vazgeçmeyeceğini biliyorum serde kocaman bir inat var…ama şimdiden öğrenmen gereken bişey var ise o da ne kadar büyük hayal kurarsan o kadar çok hayal kırıklığı biriktireceksin..hoş ben ne desem boş sen bunları yaşacak ve anlayacaksın…kötü bir dönemden geçeceksin hem de bir çok insanın aklını ve mantığını zorlayacak kadar kötü, yılmayacak savaşacaksın buna emin ol. İçindeki çocuğun ölmeyeceğine dair sana garanti verebilirim…aklımdayken şunu da söyliyeyim radyasyonlu çaylardan içmediğini söylemişsin bu beni çok mutlu etti çünkü şu anda bir çok insan kanser adı verilen bir hastalıkla mücadele ediyor.uzmanlar bu hastalığı çernobilin meyvesi olarak tanımlıyorlar… artık postacılar kalmadı sen sararmış sayfalara yazdığın mektubu özenle katlıyor zarfa koyuyor, zarfı yalayarak kapatıyor ve o zarflara has garip tadı duyumsuyorsun…sonra büyük umut ve heyecanlarla yazdığın mektuba cevabı bekliyor postacının yolunu gözlüyorsun..ben elektronik posta kullanıyorum senin ki kadar heyecan verici olmasa da…şimdi postacılar sadece ödenmesi gereken faturaları getiriyorlar kapımıza üstelik biz onların yolunu gözlemiyoruz bile…

eveeet…işte olacak ve bitmeyecek, yaşadıklarını ve yaşayacaklarını kısaca özetledim sana…biraz da kendimden bahsedeyim… ben bu sonbahar günlerinde minik narçiçekleri ekiyorum penceremin önündeki saksılara..sen ise lale devrini yaşıyorsun…lale devri güzel fakat geçici inan buna…kışa hazırlık yapıyorum dersem yalan olur… artık ağır ağır çıkıyorum merdivenlerden, henüz eteklerimde bir yığın yaprak yoksa bu yolun yarısına gelmediğimdendir… daha bir dingin ruhum, daha kontrol altında düşüncelerim hep hayalini kurardık ya seninle artık annem ve babama yalan söylemiyorum rahatlıkla dışarı çıkabiliyor, dilediğimce para harcayabiliyorum,bir de kötü bir huy edindim en nefret ettiğin şeyi yapıyorum sigara kullanıyorum sana verdiğim zarardan dolayı da özür dilerim affet beni…bu arada ben hala aşka aşığım…senin şu anda hayallerini kurduğun aşkın gerçek olmadığını söylersem bana kızmazsın umarım… yüreklerimiz keşke bu kadar kırılgan olmasaydı. bir git bir gellere karşı daha dirençli olabilseydi keşke...havada asılı kalan mutluluklara ulaşma çabam neden diye sorguluyor buluyorum kendimi çoğu kez.mutlu olup olmayacağımı bilmeden belki de...imkansız aşklar kadını oldum..her seferinde hayal kırıklığı..yada hayat kırıklığı bilemiyorum. sol mememin altındaki cevher artık hissiyatını kaybetsin istiyorum derken tekrar başlıyor atışları...her neyse sen daha baharındasın…benim fırtınam çok bu sıralar..boşu boşuna pembe düşlerine karalar sürmeyeyim…
yavaş yavaş sonuna geliyorum mektubumun ne kadar şanslı olduğunu söylemeyi unuttum… gördüğün gibi sen en azından neler yaşayacağını artık biliyorsun.ben ise henüz bilmiyorum… birkaç tahminde bulunabilirim ikimiz adına belki …ama başaramayacağım…sadece bir istekle tamamlayabilirim : LÜTFEN SEV BENİ…BUNA ÇOK İHTİYACIM VAR…

Hamiş: cevabını bekliyorum…