maşukiye diyarında bir garip aşuk ile maşuk |
|
maşukiye diyarında bir garip aşuk ile maşuk - (25.9.2005) |
şehir dışından gelen bir arkadaşımız var yanımızda....Kısa süre Bursa'da konaklayacak sonra yolculuğuna Eskişehir'le devam edecek derken soluğu Artvin'de alacak…Ona bir güzellik yapmamız gerekiyor.Fikir hafta sonu fotoğraf gezisi yapalım o zaman diye birden ortaya atılıyor.Kabul edenler etmeyenler ? kabul edilmiştir.şeklinde spontane gelişiyor olay…
GÜN: Cumartesi.
Saat : 12.05
Yer : Bursa
Yola çıktık bile. İlk güzergah Yalova ..Karnımız hafiften acıkır gibi.Ama o kadar methedildi ki maşukiyenin alabalığı illaki orada yemek yiyeceğiz..şöyle abur cubur bişeyle kandırmalı mideleri diye düşünerek Karamürsel yolu üzerindeki bir Bp istasyonundan biskrem ve browni'ye gark ettik kendimizi bayat çıksalar da önemli değildi hedefe kilitlenmiştik ve neredeyse 1,5 saat gibi az bir zaman dilimi vardı önümüzde…
GÜN : Cumartesi
Saat : 14:25
Yer : Nerede olduğumuza karar veremediğimiz bir yer.
-Amca diyorum “Maşukiye'ye hangi sapaktan gireriz.â€?
-â€?Ne bilem gızım yaaa ben de yabancısıyım buranınâ€? diyor.
Biraz daha ileride başka birine soruyoruz aynı hadiseyi. Rahat nefes alabiliriz nitekim doğru yoldayız. Bir otoban karşılıyor bizi Paralı geçiş.(geçiş 1 ytl 25 Ykr bilginiz ola) Sapanca sapağını buluyoruz en sonunda… Yolculuk sırasında anlık gülme krizleri,şarkılaaar,türküleeer ise peşimizi bırakmıyor…
Gün : CuMARTESİ
Saat : 15.00
Yer : Küçük evin yanındaki küçük bakkal…
Manuel fotoğraf makinamıza film arıyoruz..Burasının adı küçük bakkal ama oldukça büyük bir imajı var. Kasada duran asık suratlı iki kız
-“yok�
cevabını yapıştırıveriyor yüzümüze.bir an duraksıyoruz acaba buranın insanları bu şekilde agresif mi diye. ismail ;
-“yürü gidelimâ€? dese de ona inat en şirin halimi takınarak kızlara diyorum ki:
- “ya biz buranın yabancısıyız tahmin ettiğiniz üzere acaba maşukiye'ye nasıl gidebilirizâ€? diyorum. Oradan bir teyze karışıveriyor lafa..
-â€?ne yapçaaanız?â€?
-“Ne yapsak iyi?� diyorum.
-“Yemek yiiin gızımâ€? diyor…
-“onu da yaparız, onu da yaparızâ€? diyor İsmail sanırım sinirlerinin bozulduğu hissiyatını vermeye çalışarak. Ben teyzeye bakıyorum
-“buradaaan� diyor teyze
-“4-5 kilometre uzakta orasıâ€?
-“..hmm..â€?diyorum “kaç dakika sürerâ€?
- “valla yarım saat sürerâ€? diyor. İsmail patlatıyor kahkahayı :
-“teyze eşşeklen ni gitçeeen oraaa?â€? Teyze hafiften doğruluyor bastonunu sanki daha bir sıkı kavrıyor
-“hadiâ€? diyorum ismail'e “bir iki üç dediğim anda kaçalımâ€? “üüüüççç….â€?
Gün : cumartesi
Saat : 15:15
Yer : maşukiye meydanı…
Yan yana duran market,manav,kasap,tekel, karışımı dükkanlar buranın meydanını oluşturuyorlar anlıyoruz..şöyle bir ortam araştırması yapalım diyor ve bir markete girip soruyoruz..burada yürüyüş parkuru alabalık restaurantları falan varmış nerelerde acaba diye..
Hepsinin gösterdiği yön abla buradan yukarı çıkın sola dönün göreceksiniz zaten oluyor…
Denileni yapıyoruz küçük bir baba çıkıyor karşımıza nereden acaba derken köşede duran delikanlılar sanki buna çok alışkınlarmış gibi, sanki her oradan geçen onlara aynı soruyu soruyormuş gibi,sanki onların misyonu buymuş gibi daha hafiften yanaşırken yanlarına hepbir ağızdan yukarıda yukardaaa diyorlar…çok gülüyoruz bu olaya…
Yamacı tırmanırken yahu burası cumalıkızık gibi bir yer diyoruz taaaki hedefi bulana kadar... birden iri kocaman ağaçlar sarıyor etrafımızı etrafta ördekler,sinsice akan bir nehir,alabalık tesisleri,nehir üzerindeki ağaç balkonlar ve orada yenen yemek keyfi…
Buradan ayrılmak istemiyorum diyor sade..fotoğraf makinalarımız, tripotumuz elimizde uzun ip belimizde biz gidiyoruz ormana hey ormana…
huzurlu, samimi bir o kadar keyifli bir yer..sanki orada herkez akraba, sanki herkez tanıdık,ve sanki kimsenin derdi yok…yürüyüş parkuruna yelteniyoruz gençten bir çocuk durduruyor bizi
-“bir şey sorabilir miyimâ€? diyor
-tabi diyoruz
-“bizim göremediğimiz neyi görüyorsunuz da fotoğraf çekiyorsunuzâ€? “hayır ne buluyosunuz bu fotoğraflarda anlamıyorum kiâ€? diyor…İsmail;
-“ikimizin de gördüğünü başka şekilde anlamlandırmak için çekiyoruz, diyor;
sırtımızdaki yük onun için bunca eziyet bunu için gibisinden bişeyler geveliyoruz ve yola devam..
maşallah halkı o kadar meraklı ki anlatamam…birkaç iyi adam sorguluyorlar bizi gazetecimisiniz, nerden geliyonuz, aynı birkaç iyi adam daha sonra toplanıp fatih terim edasıyla bize sürekli taktik veriyor…ördekleri de çekin, balıkları da çekin, bak burada şelale var çekin..onu da çekin bunu da çekin…bir teyze durduruyorum yolda diyorum ki
-bi pozunu alabilirmiyim teyze
-“gitçem benâ€? diyor,
-“çocuklarım var bekliyolarâ€?
-bi Dakka gecikirsin teyzem noolur yaa diyorum
-“ne çekiyon beni ben mankenmiyim git mankenleri çekâ€? diyor bende:
- “ama teyze onlar senin kadar tatlı değiller ki “ diyorum yavşak bir ifadeyle ikna oluyo teyze best modellere taş çıkartacak cinsten belli zilli..poz vermeye başlıyor bittiğinde ise benden bir öpücük koparmayı başarıyor hayırlısıyla…
Gün:Pazar
Saat:02.20
Yer:odam
Sonuç: eğer ışık yeterli ve güzel olsaydı nefis fotoğraflarımızla mutlu mesut dönebilirdik oradan, halkı çok tatlı ve çok keyifli insanlar, her yerde yemek yememeli bu biiirr, sanırm gezgin ruhuna aykırı olarak yeme içme ücreti biraz pahalı olabilir (yere göre değişedebilir)bu ikiii…,derdiniz yazarlıksa inanılmaz malzeme var insanlarında, benim gibi soyut,obje ve portre çalışmaları sevenler için ortam pek elverişli değil, doğa fotoğrafçıları kesinlikle orada olmalı ama kesinlikleee…ha bir de gittiğiniz ekip mümkünse bizim ekip gibi çok eğlenceli olsun…
Haydi bakalım gezginler yola devam;)